02 Mayıs 2019

Zihni Göktay


Herkese merhabalar;

Bugün farklı bir şey yapmak istedim. Tiyatro yazısı yerine bir tiyatro sanatçısı hakkında yazmak istedim. Kimi yazsam diye düşünürken çok da uzaklara gitmedim aslında. Geçen oynadığı oyunun yazısını yazarken kendisi hakkında yazı yazmak istemiştim aslında: Zihni Göktay. Kendisi tiyatroya senelerini vermiş bir sanatçı, üstad.

Kimdir Zihni Göktay?
Zihni Göktay, 2 Aralık 1946 Tarihinde İstanbul-Fatih'te Hocaüveyz Mahallesi'nde Kübra ve İbrahim Göktay çiftinin ikinci çocukları olarak doğdu. Babası İbrahim Bey, usta bir terziydi. Zihni Göktay Pertevniyal Lisesi'nden mezun oldu. Lise bitince Eminönü Halk Evi'nde tiyatroya devam etti.

Kemal Sunal çok ünlü değilken Deve Kuşu Kabare'de oynuyordu ve onunla gençliğinden tanışıyordu Zihni Göktay. Birgün Kemal Sunal ona " Şehir Tiyatrosu'nda eşeğin kuyruğu gibi ne uzuyorsun ne kısalıyorsun, gel beraber film çekelim' dedi." Ve "Tosun Paşa" (1976) filminde oynadılar. "Gel bir film daha yapalım" dedi. "Atla Gel Şaban" ile "Meraklı Köfteci'yi" yaptılar. Ondan sonra şansı açıldı, 35 reklam filmi çekti.
1976 yılında çevirdiği "Tosun Paşa" filmi ile kazandığı parayla Sevinç hanımla evlendi.

1973 yılında Şehir Tiyatroları'na giren Zihni Göktay 75'in üzerinde oyunda rol almıştır. Lüküs Hayat müzikalinde 25 sene aralıksız sahneye çıkmıştır. (sabah)

Zihni Göktay, Türk tiyatrosundaki tuluat geleneğinin son temsilcilerinden olan usta bir isimdir. Lüküs Hayat operetinin demirbaşıdır.

Nedi peki Tuluat Tiyatrosu?
Tuluat kelime manası olarak; doğmalar, doğuşlar anlamına gelir. Belirlenmiş bir konuyu, herhangi bir yazılı metne dayanmadan, akla ilk geldiği gibi söylemek esasına dayanır. Bu tiyatro türünde oyuncular, seçilen konular ile ilgili, diyalogları kendileri seçerler ve kendi tercihlerine göre sahnede kullanırlar. Yani bir doğaçlama mantığı söz konusudur. Yazarı olmayan, genelde bir iskelet senaryo üzerinde, her oyuncunun kendi yetenek ve kapasitesine göre, sözler uydurduğu tiyatral gösteri olan tuluatın güç ve ilham kaynağı geleneksel orta oyunudur. Anında buluşlarla ilerleyen ve neticeye ulaşan tuluatı bir halk tiyatrosu olarak görmek doğru olur. Tuluatın temel amacı izleyiciyi eğlendirmektir.
Genellikle İstanbul’da 19. yüzyıldan itibaren sergilenmeye başlanan Tulûat tiyatrosunun önemli temsilcileri arasında Kavuklu Hamdi Efendi, Kavuklu Abdi (Abdürrezzak) Efendi, Kel Hasan, Naşit Özcan, İsmail Dümbüllü, Muammer Karaca ve Münir Özkul ilk akla gelenlerdir.
Zihni Göktay gerçekten önemli bir oyuncu ama ne kadar değeri biliniyor diye sorsam bir düşünürüz sanırım. Keşke böyle oyuncular değeri daha çok bilinse. Popüler dünyamızda eğitimli, dolu dolu insanların sayısı azalmakta yerlerine kısa yoldan şöhret olmak isteyen gençlerle dolmakta. Bu konuda ailelere büyük bir sorumluluk düşmekte. Eğitim ailede başlar. Dilerim değerlerimizi bilir ve sahip çıkmayı öğreniriz.

Son olarak Zihni Göktay'ın bir röportajından aldığım kısa kısa notları sizlerle paylaşmak isterim;
  • ''Bir sanatçının arkasında son kullanmaz tarihi yazmamalıdır. Son nefesine kadar oynamalıdır.''
  • Aldığım rolleri de benden önce oynamış ve Hakkın rahmetine kavuşmuş ustalarımın kemiklerini sızlatmadan oynamaya çalışıyorum. Seyircilerimizin teveccühü sayesinde 25 senedir Cibali Karakolu'nu oynuyorum. Lüküs Hayat'ı da 28 sezon oynadım".
  • "Kurmaca bir şekilde tuluat olmaz. Evde sabahleyin, 'Ben akşam bunu yapacağım, bakalım ne olacak' diyerek tuluat olmaz. O, tabiri caizse çakma tuluat olur. Sahnede o anda aklına gelip yaparsan, tuluat olur. Hiçbir şekilde başını belaya sokmayacak tuluat yapacaksın. Yoksa Allah muhafaza sıkılmış diş macununu aynı tüpe sokmak kadar zordur.
  •  'Hala Pişekar ve Kavuklu ile mi uğraşıyorsunuz?' dediler. Halbuki Bertolt Brecht'in bile bizden esinlendiği seyirlik oyunlarda, epik tiyatroda göstermece tavırlı olan ilk şey orta oyunudur, Pişekar'dan, Kavuklu'dan ve diğer tiplerden. Biz de Karagöz oyunlarını bile Bursa Çekirge'de bir Karagöz evine sabitlemişiz. Başka yerlerde ramazandan ramazana hatırlanan bir gölge oyunu olarak kalmış."
  • "Yükselirken, Allah'ın bana vermiş olduğu o yeteneğe, altın bileziğe ihanet etmeden, 56 senedir buraya gelmeye çalıştım. Bundan sonra da inşallah yine seyircilerime hizmet etmeye devam edeceğim. Boş oturmak beni hasta ediyor. Rahatsız oluyorum." (NTV)

20 Nisan 2019

Amanvermez Avni - Şehir Tiyatroları







Herkese merhabalar;
Şehir tiyatroları sezon sonuna doğru yeni yeni oyunlar sahneye koyarken ben izlediğim oyunlardan birinden daha bahsetmek istedim; Avanvermez Avni. Her zaman polisiye kitap okumaktan ve film izlemekten hoşlanmışımdır ama hiçbir zaman sahne üstünde polisiye bir oyun izlememiştim. Avanvermez Avni'yi ilk gördüğüm zaman ''İşte bu'' deyip hemen biletini aldım. Güzel bir oyun bekliyordum ama bu kadar ilgi çekici bir dekor ile karşılacağımı beklemiyordum.
Oyunu konusu ile başlayım; 
1908 yılındayız. Amanvermez lakabıyla anılan dönemin en hızlı hafiyesi Avni ve arkadaşları bir yandan padişahtan gelen emirle yanmış adam olayını çözmeye çalışırken diğer yandan gizli bir doğum yaptırıp vicdanının sesine yenik düşen bir ebeye yardım etmektedir. Kendine has yöntemleriyle olaylara yaklaşan Komiser Avni’nin Osmanlı’nın Sherlock Holmes’u diye anılması boşuna değildir.

Oyun, 1913 – 1914 yıllarında, uzun süre devlet memurluğu yaptıktan sonra emekli olmuş, dönemin en önemli gazeteleri İkdam, Sabah ve Tasvir-i Efkar'da çalışmış Ebu's Süreyya Sami Bey tarafından on öykü halinde yazılmış, yerli edebiyatımızın ilk seri polisiyesi ''Türk'lerin Sherlock Holmes'i Amanvermez Avni'' nin ''Yanmış Adam'' ve ''Körebe'' adlı öylülerinden oyunlaştırılmış.
Oyun belli olan bir konuyu içerdiği için kafanız karışmayacak, akıp gidecek hatta polisiye olduğu için merakınız oyunun sonuna kadar devam edecek fakat arada durağanlıklar yok değil. Merak etmeyin; neredeyse her sahnede Amanvermez Avni'yi, Sherlock Holmes ile karşılaştırmaları ve birkaç sahnede yaşanılan komik olaylar sayesinde bu durağanlıkların üstesinden gelmişler.
Gittiğimiz salonda bir ses problemi olduğunu düşündüğüm için oyuncuların (Burak Davutoğlu) sesi pek duyulmadı (önlerde oturmama rağmen). Bunun haricinde oyuncular iyi ama özellikle dekor çok iyiydi.
Benim gibi polisiye severseniz mutlaka gitmenizi öneririm.
Oyun bilgileri;
Süre: 130 dk / 2 perde
Oyuncular: Burak Davutoğlu, Burhan Yeşilyurt, Can Alibeyoğlu.. (13 kişilik)
Yazan: Ebüsüreyya Sami

12 Nisan 2019

Felatun Bey ile Rakım Efendi








Herkese merhabalar;

Bu haftanın oyunu: Felatun ile Rakım Efendi.
Sezon başından beri kapalı gişe oynayan, önlerde yer bulunamayan, bir boş koltuğun bile bulunmadığı senenin en güzel müzikal oyunlarından biri. Bilet bulabilmek için savaş verdiğimi söyleyebilirim. Gişe açılır açılmaz almama rağmen önlerde yer bulamadığım için çok üzüldüm. Hatta daha sonrasın keşke almasaydım dedim ama merakıma engel olamadım.

Oyun günü gelip çattığı zaman heyecanla sahnenin yolunu tuttum. Merak ettiğim oyunu sevdiğim sahnede izleyecek olmak daha da güzeldi. Genellikle oyuna girmeden önce oyuncu kadrosuna bakarım o bu sefer bakamadım her ne kadar hangi oyuncunun oynayacağını biliyor olsam da.

Konusu şu şekilde; 19. yy İstanbul'unda geçen eserin kahramanlarından Felatun Bey görüntü itibariyle modern, iç dünyası itibariyle yoz ve boş, bu anlayışta sürdürdüğü yaşamıyla gülünç durumlara düşen bir mirasyedidir. Eserin diğer kahramanı olan Rakım Efendi ise ailesinin ölümünden sonra Arap Dadı tarafından birn bir güçlükle yetiştirilen, gelenek göreneklerine bağlı, kültürlü, azimli, çalışkan ve bu olumlu nitelikleri nedeniyle herkesin sevdiği, takdir ettiği bir gençtir. Bu ikilinin yolu yaşamları boyunca birçok noktada kesişir. Türk edebiyatının ilk popüler yazarlarından kabul edilen Ahmet Mithaf Efendi'nin romanından uyarlanan oyun, Tanzimatı takiben ortaya çıkan diğer ilk Türk eserlerinde de sık olarak rastladığımız ''yanlış batılılaşma'' konusunu ironik bir yaklaşımla ele alıyor.

Oyun hakkında söylenecek çok şey göremiyorum çünkü çok güzeldi. :) Gerçekten her anlamda güzeldi. Öncelikle sahne dekoru değişik ve ilgi çekiciydi. Klasik dekorlar yerine bir dekoru birden çok kullanarak, hareket ettirerek tiyatroya yenilik katmışlar. Uzun metal kafeslerin kullanıldığı oyunda dekorlar bazen bir masa bazen bir kafes oluyordu. Bunun dışında müzik, dans ve oyuncuların oyunculukları (uzun bir oyun) izlerken izleyici hiç sıkmıyor.

Oyunun güzelliği bir tane bile boş koltuk bulunmamasından anlayabilirsiniz. Boş koltuğun dışında gittiğimiz Harbiye Sahnesi'nde yanlara koyulan ekstra koltuklar bile doluydu. Sezon bitmeden gitmenizi kaçırsanız bile sonraki sezon kesinlikle gitmenizi öneririm.


Sevgi ile kalın..
İyi Seyirler.


Ceren Demir














Yazımı okuduğunuz için teşekkür ediyorum. Yorumlarınızı bekliyor, daha fazlası için instagram (makbusunevi) sayfama bekliyorum.

01 Nisan 2019

Hisse - Şayia (Bir Evlilik Komedisi)


   Herkese merhabalar;

   Bu haftanın oyunu; Hisse – i Şayia (Bir Evlilik Komedisi)

   Geçen seneden beri merakla izlemeyi bekliyordum bu oyunu. Hem oyunun seneler seneler öncesinden beri oynanmasından dolayı oyuna verdiğim değer hem de ''Zihni Göktay''ı sahnede canlı canlı izleme hevesim. Sosyal medya üzerinden bilet satışlarının başladığını öğrendim anda bilgisayarın başına oturup en güzel yer için savaş verdim :) .... ve başardım... :)))

   Öncelikle oyun hakkında kısacık bilgiler vereyim;
Meşrutiyet dönemi tiyatrosunun öncü ismi İbnürrefik Ahmet Sekizinci'nin oyunu; ayrıldıktan sonra da didişmeye devam eden ve biricik kızlarını bir türlü paylaşamayan ("hissei şayia") karı kocanın bitip tükenmek bilmeyen kavgalarını konu alıyor. Şiddetli geçimsizlikle boşanıp yıllarca birbirinden ayrı kalan, her karşılaşmada ezeli-ebedi kavgalarını tekrarlayan, birbirlerine dava üstüne dava açan, gülünç duruma düşseler de bu didişmeden adeta zevk alan fakat aslında her şeye rağmen birbirini seven karı kocanın ve onların arasında kalan genç kızın öyküsü eğlenceli bir üslupla aktarılıyor.

Oyun ilk kez 1916 yılında Şehir Tiyatroları Dar'ül Bedai'de oynanmış. Cumhuriyet kurulduktan sonra ise ilk kez 1923 yılında sahnelenmiş. Atatürk, 16 Temmuz 1923 yılında bu oyunu işgalden yeni kurtarılmış İzmir'de seyretmiş. Sizin anlayacağız; 100 yıllık oyun. (milliyet)



   Bu bilgilerden sonra izlemeye gittiğinizde bir de üstüne eski haber küpürlerini gördüğünüzde salona girip koltuğa oturduğunuz zaman sizi daha bir heyecan basıyor... yani bana öyle oldu. :) Perdeğe açıldığı anda pür dikkat izlemeye başladım. Ne zaman başladı ne zaman bitti anlamadım bile. Tarık Şerbetçioğlu oyunu hem güzel yönetmiş hem de oynamış. Oyun genel anlamda; komik, eğlenceli, nasıl geçtiğini anlamıyorsunu bile.


   En önemlisi ise; sürprizli. Neden? Çünkü Zihni Göktay sahne üzerinde doğaçlama yapabiliyor. Yani ikinci kez izlemeye gittiğinizde farklı espriler duyabilirsiniz. Tiyatro dilinde buna; Tuluat Tiyatro denir. Bu tiyatro türünde oyuncular, seçilen konular ile ilgili, diyalogları kendileri seçerler ve kendi tercihlerine göre sahnede kullanırlar. Yani bir doğaçlama mantığı söz konusudur. Yazarı olmayan, genelde bir iskelet senaryo üzerinde, her oyuncunun kendi yetenek ve kapasitesine göre, sözler uydurduğu tiyatral gösteri olan tuluatın güç ve ilham kaynağı geleneksel orta oyunudur. (tiyatroevi)

Oyun ile yazacaklar bitmekle bilmez.... Sizi en iyisi gidin, görün ve izleyin.
Kesin izleyin ama....
Zihni Göktay gibi oyuncular bir daha bu dünyaya gelmez....

İyi seyirler...
Ceren Baran Demir.

18 Mart 2019

Tiyatro - Marko Paşa Müzikali


Herkese merhabalar;
Ataşehir Belediyesi’nin her yıl düzenlediği Tiyatro festivali sayesinde biz Ataşehirliler hem atölyelere katılarak sanat alanında kendimizi geliştirmiş hem de güzel oyunlar izlemiş oluyoruz.
Tiyatro festivali kapsamında birçok tiyatro oyununu bir kitap karşılığında izleyebilirsiniz. Değerli tiyatro seyircilerinden alınan biletler, Ataşehir kütüphanesine bağışlanacak yani verdiğiniz kitabı belki yüzlerce kişiyle paylaşmış olacaksınız.

Geçen sene katılamadığım Tiyatro Festivali'ne bu sene kesinlikle bir kitap ile katılmak istedim. Seneler önce Uygur Tiyatrosu’nun bir oyunu vardı ama gidememiştim bu sene gördüğümde kaçırmadan bilet almak istedim. Biletleri Ataşehir Belediyesi’nden temin edebilirsiniz. Bende b
ilet satışlarının başladığı gün değerli kitaplarımla birlikte Belediye'ye uğradım, biletimi aldım.

Oyun hakkında bilgilere gelecek olursak;
Oyun eski zamanlarda geçiyor. ''Türk tiyatrosunun komedi dalındaki en büyük ustalarından Nejat Uygur tarafından uzun yıllar başarıyla sahnelenen Marko Paşa isimli oyun, günümüz yorumuyla Süheyl ve Behzat Uygur tiyatrosu tarafından, geleneksel Türk tiyatrosu ekolünde önemli bir yer teşkil eden operetlerinden bir örnek olarak sahnelenmekte.''
Aslında seneler önce babası ve annesi ile oynadıkları bu oyunu günümüze uyarlamışlar bir de müzik & dans eklemişler çok da güzel olmuş. Söylenecek çok şey var ama özünde anlamı olan bir oyun.
Oyunu şu şekilde izlerseniz daha çok beğenirsiniz; Nejat Uygur’un oynamış olduğu oyunu onun izinden gelen oğulları tarafından izlemek. Biraz dans biraz müzik bol kahkaha. Aralarda söylenen espriler ve doğaçlamalarda oyuna renk katmış.
İzleminizi öneririm.
Sanatla kalın.

01 Mart 2019

Oyun Atölyesi; Kral Lear


Herkese merhabalar,

Bu sene içerisinde takip ettiğim ve almak istediğim iki oyun vardı; Zengin Mutfağı ve Kral Lear. Uzun uğraşlar sonucu Zengin Mutfağı oyununa bilet bulmuştum. Kral Lear içinde telefonumun alarmınu kurdum, bilet satışı başlama zamanı öncesinde. Buldum ama nerede buldum ?
Maalesef en arkada buldum. Hem Biletix'den kendim seçemediğim için hem de fiyatları kategoriye göre ayırdıkları için. :) Olsun dedim aldım ve heyecanla oyun gününü bekledim...

Bekledim bekledim...
Geldi çattı o gün.
Zorlu'nun en büyük sahnesinde en beklediğim oyun olan Kral Lear'ı izleyecektim. Koltuğuma oturduğumda büyük bir hayal kırıklığı yaşasam da heyecanımı azaltmamaya çalıştım. Minnacık görebildiğim Haluk Bilginer'in sesini bile duymak güzeldi.





Öncelikle şunu söylemek isterim ki...
Güzel bir oyun izleyeceğimi biliyorum ama beklediğimden de güzeldi oyun. Shakespeare oyunlarının dili ve sahnelenmesi zordur çünkü oyunları genellikle ağırdır. Herkese hitap etmez. Şiirsel ve devrik cümleler arasında kaybolabilirsiniz. Dolayısı ile izlemeden önce bir önyargı oluşuyor. Nasıl sahnelendi, nasıl uyarlandı, nasıl hareketlendirildi ?

Oyun Atölyesi bu konuda başarılı olmuş.
Ağır bir oyunu öylesine hareketlendirmişler ki tam ağır sahneden sonra komik veya eğlenceli bir sahne geliyor ve birden kendinize geliyor, keyifleniyorsunuz. Sahneler arası kullandıkları müzikler, danslar, rahatsız etmeyen komik sahneler ve tabi oyunculuklar. (Birkaç oyuncunun performansları hakkında konuşmak istemiyorum sonuçta hepsininin oyunculukları mükemmel olmak zorunda değil :))
Haluk Bilginer'in diyaframını kullanmasını en uzaktan bile farketmemin dışında tonlamaları, sesini oyuna göre kullanmasını izleyince dedim ki; ''Haluk Bilginer Oyunculuğu'' diye bir şey var.

Yazacak çok şey var ama bunlarla hem ipucu vermek istemem hem de sıkmak istemem. En iyisi gidip izlemek. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Birazcık uzun ve dediğim gibi ağır ama olsun pişman olmayacaksınız.
Bir dipnot; Zorlu PSM, mükemmel bir salon fakat izlemek istiyorsanız kendi sahnesinde izleyin. Kendi sahnesi (Oyun Atölyesi – Kadiköy) küçük olduğu için zevkle, oyuncuların mimiklerini görerek izlersiniz tabi bu sizin için önemli ise.



İyi Seyirler.

Ceren Baran Demir.  


Yazımı okuduğunuz için teşekkür ediyorum. Yorumlarınızı bekliyor, daha fazlası için instagram (makbusunevi) sayfama bekliyorum.

25 Şubat 2019

Şehir Tiyatroları; Bizim Aile


   Herkese merhabalar;

   Tiyatroseverler bilet bulmanın zorluğunu bilirler hele ki en çok sevilen biletler; Şehir Tiyatroları'nın müzikal oyunları, Kral Lear, Zengin Mutfağı, Devlet Tiyatroları'nın belirli oyunları. Bundan dolayı Ocak ayının sonlarına doğru bilgisayarın başına oturdum, biletlerimi almaya başladım özellikle Şehir Tiyatroları. :)


   Bizim Aile filmini hepimiz biliriz. Meşhur sahneleri ile Münir Özkul, Adile Naşit, Şener Şen, Ayşen Gruda, Tarık Akan... gibi efsane oyuncuları hiçbir zaman unutmayacağız sanırım. ''Böylesine klasik bir filmi ekranlara sahnede izlemek heyean verici olsa gerek.'' diye düşünerek biletlerine baktım ve hemen aldım. Bu arada sevilen oyunlardan biri olduğu için bilet bulmak zor. Eğer gitmek istiyorsanız biletler açıldığı anda hemen bakmanızı öneririm.




   Gel gelelim oyunumuza;
Konusunu biliyorsunuzdur; Melek ile Yaşar ustanın aileleri birleştirmesi ile yaşanan komik ve bir o kadar hüzünlü olaylar. Senelerdir tekrar tekrar izlediğimiz filmin aynısını izliyorsuz sahnede. İlk başta farklı olmasını istedim ama böylesi daha güzel olmuş çünkü aslında klasiğe bağlı kalmak istediklerini final sahnesi ile anlıyorsunuz.

   Komik ama bir o kadar dram yüklü bir filmi müzikal oyun olarak sahneye koymak taktire şayan. Ülkemizde müzikal oyunlar yok diyenlere gelsin. Broadway gibi değil ama Türkiye'de yapılan müzikal kategorisi içerisinde güzellerden biri olarak listeme girdi.


   Oyuncular hakkında konuşmam gerekirse; gerek yok bence :) Hepsi eğitimli, iyi oyuncular. Beni şaşırtan ise oyunculuklar kadar seslerinde güzel olması. Bu konuda kendilerini eğitmeye başladılar. Eskiden böyle değildi. Sadece oyunculuk ön plandaydı ama şimdi hem oyunculuk hem ses hem dans... Her konuda oyuncularımız çıtalarını yükselmeye başladılar. Olması gerekende buyduydu zaten.


   Final ise....
   O final...
   Nasıl güzeldi...
   Arkada Bizim Aile filminin oyuncularını bulunduğu resimler ve o resme saygı gösteren oyuncular...
   Çok güzeldi..
   Gözler doldu, kalpler ısındı...
   Helal olsun size..

   Kesinlikle gitmenizi öneririm. Oyun ne zaman başladı ne zaman bitti anlamadım ki gitmeden önce birazcık önyargım vardı ama o önyargılar kırıldı gitti yerine saygı, sevgi geldi.
Alkışınız bol olsun.

Sevgiler.

Ceren Baran Demir  



Yazımı okuduğunuz için teşekkür ediyorum. Yorumlarınızı bekliyor, daha fazlası için instagram (makbusunevi) sayfama bekliyorum.

Zihni Göktay

Herkese merhabalar; Bugün farklı bir şey yapmak istedim. Tiyatro yazısı yerine bir tiyatro sanatçısı hakkında yazmak istedim. Kimi ...